Bir zamanlar üzerinde güneşin batmadığı imparotorluk olarak adlandırlan Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’ya en son geçtiğimiz ay bir iş ziyareti için gittim. Geçtiğimiz on yılda pek çok kez bu enfes şehirde bulundum ve her gezimde ayrı bir tat aldım bu son derece güzel şehirden.

Londra’da biraz vakit geçirdiğinizde, şehrin içerlerine doğru ilerlediğinizde her bir noktaya hakim olan kaliteyi hissediyorsunuz. Burada yaşayanların çok ilginç gizemli bir havası var. İngilizlerin, geçmişte kalan aristokrat özelliği şehrin binalarını biraz incelediğinizde gözünüze çarpıyor. Şehir ilk bakıldığında çok karmaşık bir atmosfere sahip ancak yavaş yavaş Londra’nın ritmine sizde ayak uyduruyorsunuz. Şehir sizi içinde yıllardır barındırdığı büyüye davet ediyor.
Londra, Thames nehrinin kenarında kurulmuş bir şehir. İlk yerleşim 2000 yıl önce Romalıların Britanya adasınının bu kesimini fethetmesiyle başlıyor. Dünyadaki en önemli iş ve finans merkezilerinden biri olan Londra 8 milyon nufusa sahip ve bu özelliği ile Avrupa Birliği’nin en kalabalık başkenti olma özelliğine sahip. Uluslararası merkezi nokta olma özelliği Londra’yı hava trafiği en yoğun ve kalabalık hava trafiği yapmaktadır. Londra’da tam 5 adet uluslararası havaalanı bulunmaktadır. Bu havaalanlarının en büyüğü aynı zamanda dünyanın en fazla uluslararası yolcu taşıyan havaalanı Heathrow’dur. Londra’ya yaptığım seyehatlerde bugüne kadar THY ve Pegasus’u kullandım. Pegasus’un yeni başlattığı kampanya ile çok ucuz uçak bileti satın alma imkanı mümkün.
Londra’nın bence görülmesi gereken turistik mekanları ise yılların muhteşemliğine gölge düşüremediği “Buckingham Sarayı”, siyaset bilimi ile ünlü İngilizlerin tarihten bu yana bütün dünya politikalarını belirlediği “Parlamento Binası”, Londra’ya bir de döner kuleden bakayım dediğiniz “London Eye” ve ünlü “Trafalgar Meydanı’dır”. Şehrin aynı zamanda tarihi mekanlarından biri olma özelliğini barındıran Londra metrosu dünyanın en eski metrosudur. Taksi fiyatlarının inanılmaz derecede pahalı olduğu bu şehirde metroyu kullanarak istediğiniz yere kolayca ulaşabilirsiniz.
Londra yağmuru ve doğal olarak yeşili bol olan bir şehirdir. Şehri ikiye bölen Thames nehrinin etrafında bir çok irili ufaklı park ve bahçe var. Bu yeşil atmosfer insanı hakikaten büyülüyor.
Londra’da neredeyse her kültürden insanı görmek mümkündür. Şehirde 300 tane farklı dil konuşulduğu söylenmektedir. Londra gezilerek her yeri öğrenilecek bir şehir değil. Her an kendi mistiğini yaratarak sanki şekil değiştiriyor.
Londra’nın gece hayatı oldukça hareketli. İngilizler kasvetli kişiliklerinden içerek uzaklaşan bir millet. O yüzden herhangi bir gece kulübünde geçirdiğiniz gecenin ardından bu insanların aslında ne kadar da eğlenceli olduğunu görüyorsunuz.
Madame Tussauds müzesi; Londra’da ilginç gezilesi yerlerden. Dünya gündeminde yer tutmuş ünlü kişilerin balmumunda heykellerinin sergilendiği müzede yüce önder Atatürk’ün mumyasını da görmek mümkün. Londra’da muhakkak görmeniz gereken yerlerden bir tanesi ise ünlü British Museum’dur. Burada dünyadaki bütün uygarlıklardan antikaların ve ünlü tarihi eserlerin vaktiyle İngilizler tarafında dünyanın heryerinden toplanmış orijinallerini bulabilirsiniz. Londra’da görmeniz gereken etkinliklerden bir tanesi ise Londra takımlarının oynadıkları herhangi bir Premier Lig futbol maçı. Benim tavsiyem Chelsea maçına gitmeniz. İngilizler takımlarına inanılmaz bir motivasyon sağlıyor.
Londra; sanatla yaşayan bir şehir. İlginize göre bir etkinlik rahatlıkla bulabilirsiniz. Benim tavsiyem en az birkaç kez tiyatro, opera ve müzikal gibi canlı performanslara dünya gözüyle şahit omanız.
Kitleleri arkasından sürükleyen pek çok ünlü İngiliz grubuna evsahipliği yapmış Londra, müziğin en önemli şehirlerinden biri. Şehrin müzik insanları bu büyüleyici atmosferde enfes performanslar sergiliyor. İnternetten takip ederek zevkinize uygun bir konseri muhakkak görmelisiniz.
